İdil Biret
RAHMANİNOV ÜZERİNE
(İdil Biret Arşivi)
O çağlardan beri Rusya Baltık Denizi’nden Kafkasya’ya, Sibirya’dan Bering Boğazı’na pek çok halkın yaşadığı bir yer haline gelmişti. Rus tarih ve kültürünün doğu ve batılı bileşenleri her zaman birlikte içerdiği unutulmamalıdır. Rahmaninov gibi bazı yaratıcıların eserlerinde bu bileşim rahatlıkla ortaya çıkmaktadır. Sonuç olarak, bir ydrumcu>>>>
Faiz Cebiroğlu Danimarka'dan yazıyor
DANİMARKA'DA 1 MAYIS BUDUR
(ilk yayını)
1 Mayıs, değişik ülkelerde, değişik istemlerde kutlanıyor, kutlanacak. Ben Danimarka’da yaşıyorum. 1 Mayıs’ın bu ülkede nasıl kutlandığını sizlere kısaca yazmak istiyorum:>>>>
DÜLGER BALIĞININ ÖLÜMÜ
(alsa arşiv)
Hepsinin gözleri güzeldir. Hepsinin canlıyken pulları kadın elbiselerine, kadın kulaklarına, kadın göğüslerine takılmaYa değer. Nedir o elmaslar, yakutlar, akikler, zümrütler, şunlar bunlar?... Mümkün olsaydı da balolara canlı balık sırtlarının yanar döner renkleriyle gidebilselerdi hanımlar..Benim size ölümünü hikâye edeceğim balığın öyle parıltılı, yanar döner pulları yoktur. Pulu da yoktu.>>>>
OYA UYSAL'IN YENİ KİTABI ÇIKTI
KİMSELERİN AKŞAMI
Oya Uysal
AY
(Kimselerin Akşamı'ndan kindi seçtiği şiiri)
Akşamın giderken bıraktığı bir dizeden doğuyor ay
acıtarak annesini.
Çıkıp çocuk adımlarıyla bir masalın içinden>>>>
ESEN YEL'İN HENÜZ YAZMADIĞI ÖYKÜ
(alsa yayını)
Don ne renk? Asker yeşili... Doğal yasak... Bordo ya da kırmızının tonları bayrağı çağrıştırdığı için.. Lacivert ve tonları gardiyan kıyafetlerini çağrıştırdığı için.. Bu renk donlara da izin verilmiyor.. Yalnızca renk adı verilse iş kolay.. Tonları da devreye girince demokrasinin tonları da devreye giriyor>>>>
Mine Artu
TİYATRONUN GÜZELLİĞİ
(alsa yayını)
Tiyatro salonları Türkiye'de büyük bir sorun. Bu sorunu çözebilmek, kaliteli ve donanımlı salonlara kavuşabilmek için çözüm aranıyor. Tiyatro salonları konusunu tartışırken nedense üzerinde önemle durduğumuz hep tiyatro salonlarının azlığı oluyor. Ne yazık ki tiyatro salonlarının niteliği de çok önemli olmasına rağmen ikinci planda tartışılan bir konu oluyor.>>>>
MELANUR
(alsa yayını)
Soğuk, atkıya dolanmış boynunu kesmek için dilini sokuyordu. Cadde boyunca yere bakarak yürüdü. Tam teçhizatlı asker gibi giyinmişti havaya karşı. Bere, atkı, içlik, eldivenler, iç don, çift çorap, içi yünlü bot. Ara sıra kafasını kaldırdığında hızla yanından geçiyorlardı.>>>>
İZMİR 4. ULUSLARARASI ŞİİR BULUŞMASI
(alsa yayını)
Toplumcu şiirimiz üzerine konuşmaya başlarken ilk anımsanması gereken bu şiirin kökleri olmalı. Ben bu kökleri Yunus Emre’den başlayan bir geleneksel çizgi içinde algılamaktan yanayım. Bu çizgi.. Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Karacaoğlan, Namık Kemal, Tevfik Fikret konaklarından geçerek 20. yüzyıla doğru ilerler. Nâzım Hikmet, yaşamı yansıtmakla kalmayıp>>>>
GörselHaberTürk TİYATRO ÖDÜLLERİ
alkımsanat - 13. Sadri Alışık Sinema ve Tiyatro Oyuncu Ödülleri verildi. Tiyatro dalında onur ödülüne Nedret Güvenç layık görülürken, Sinema dalında onur ödülü Müjde Ar'a verildi. Tiyatro alanında ''Yılın en başarılı yapımının yönetmeni'' ödülüne, Dostlar Tiyatrosunun sahnelediği Sivas '93 adlı oyunu ile Genco Erkal değer görüldü. >>>>
ARZU K. AYÇİÇEK ALDI
Ahmet Uysal'ın Haberi - Kuşadası Eğitim ve Geliştirme Vakfı tarafından düzenlenen M.Sunullah Arısoy 2007 Şiir Ödülü Yarışmasında; Arzu K.Ayçiçek’in “Ateşin Türküsü” adlı şiir kitabı ödüle layık bulundu. Ayçiçek’e ödülü, 27 Nisan'da Derici Otelde düzenlenen törenle verildi. Önceki yıllarda, Arısoy şiir ödülü alan şairler: Haydar Ünal, Mustafa Yıldız, Asım Öztürk, Zeynep Kurada, Ayten Mutlu, Turgay Fişekçi ve Selahattin Yolgiden.
Çimen Günay
BAŞINI EĞMEYEN KADIN
SUAT DERVİŞ
(alsa arşiv)
Otuza yakın roman, öyküler, eleştiri yazıları ve siyaset... Fosforlu Cevriye'nin yaratıcısı, Devrimci Kadınlar Birliği'nin kurucularından Suat Derviş... Çimen Günay, Toplumcu Gerçekçi Türk Edebiyatında Suat Derviş'in Yeri adlı tezini bizimle paylaşıyor.>>>>
ÇİRKİNCE
Gece yarısını bir saat geçe Alsancak'tan kalkıp Ankara'ya gidecek olan tren için birkaç gün önce bilet almıştım. Nedense aklıma esti, "son günü İzmir'de kalıp dolaşmaktansa sabah treniyle Selçuk'a gider, Efesos harabelerini gezer, akşamı ederim. Gece yarısı, nasıl olsa oradan geçecek olan Ankara trenine biner, yoluma koyulurum," dedim. Öyle de yaptım...>>>>
YUMURTA: (Le Monde-22.04.2008) Annenin ölümünden sonra, dinginliğe doğru içli bir koşu - Semih Kaplanoğlu’nun filmi, Nejat İşler ve Saadet Işıl Aksoy’la( 1.37 dak.)
Çev. Lütfiye G. Seçer
(ilk yayını) Fonda köpek havlamalarının, kuş cıvıltılarının işitildiği ilk plan karelerinde, yaşlı bir kadının sisler arasında yürüyüşü görünüyor. Tarladan çıkıyor...Ve işte Yusuf, İstanbul’daki kitapçı, şair. Görünüşte önemsiz ama içinde gizli bir anlam barındıran kareler>>>>
Ruşen Ergün
BİR ANIMSAYIŞ BELKİ DE
HER DAİM
(alsa yayını)
Daha önce tatmadığım duygular tek tek gelip kalbimin üstüne panayır kurdular. Yüzümde kıpkırmızı güller, tomur tomur.
İlk işim sıra arkadaşım Türkan’a müjdeyi vermek oldu. Artık benim de bir sevgilim var!>>>>
ON İKİYE BİR VAR
Nasıl başladı, ne vakit başladı, bilemiyorum. Ama ilk belirtiler, dokuz yaşımda iken patlak verdi. Misafirlerle bahçede oturuyorduk. Yaşlı bir zat saati sordu. Aksi gibi, kimsede saat yoktu. Eniştem içeri, saate bakmaya koştu. Ben o aralık: "Üçü yirmi geçiyor" diyivermişim. Bu tutturuşa, önce kimse şaşmadı. Boğazda, geçen vapurlara bakıp zamanı bazen dakikası dakikasına kestirmek >>>>
'Bir başkadır benim memleketim'
Bu dönemde insan aklının alamayacağı bir olay yaşandı. Devlet Abidin’in imzasının 'çekiç orak' olduğu kararını alarak tutuklamak üzere evinin kapısına dayandı. Abidin yurt dışında olması nedeniyle imzasının bulunduğu seramiklerine el konuldu.>>>>
Sevda Güngör
PATAVATSIZ PRENSES VE BİR CÜCE
(ilk yayını)
Belediye otobüsüne binmiş Ereğli ilçesine doğru gezmeye gidiyoruz. Teyzem, otobüsün en sonundaki büyük koltukta tam cam kenarında, ben ise ortaya oturmuştum. Otobüs bir sonraki durakta yeniden durdu ve birçok insan bindi.>>>>
Miyase İlknur
(bir özel konuk yazar) HADİ İYİ SEYİRLER
Her paranoyak gibi “Ben paranoyak değilim” desem de kimseler inanmıyor. İş arkadaşlarım, dostlarım, hatta geçmişte aynı saflarda mücadele verdiğim insanlar bile benim paranoyak olduğuma inanıyor. >>>>
Emre Küçükoğlu
BU ŞEHRİN SAÇLARINDA
(ilk yayını)
Bu şehrin saçlarında kaybolmuyorum artık. Bu şehrin saçlarına kuaför eli değdi. Değişti silueti. Daha mı modern, daha mı ilkel? Sanki modernleşirken ilkelleşti. İlkel oluyordu git gide, kuaförler modern görünüm kattı. Ama ilkel kaldı. Neresinden başlasam ki? Apartmanlar, siteler, toplu konutlar, geniş otoyollar, yaşadığımız mahallelere hatta yatak>>>>
kokteyl 19 nisan 17.00 setüstü salonu
Alkimsanat - Tijen Şikar resim sergisi, 18 Nisan - 9 Mayıs 2008 tarihleri arasında Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde gezilebilecek. Set üstü salonundaki sergide, sanatçının yağlıboya ve akrilik tekniğiyle yaptığı eserleri yer alacak. Şikar'ın sergisi, pazar ve pazartesi günleri dışında, her gün saat 10:00 - 18:00 saatleri arası gezilebilecek.
Meray Mollaibrahimoğlu
GÖLGEDE ÖLÜMLER
(ilk yayını)
Gece, sessiz. Beklenmedik bir anda ruhunuz onun. Fısıldayan çığlıklarını duyacaksınız. Yardım isteyecek aldırış etmeyeceksiniz. Kar yağacak siz sıcak evinize doğru bir adım daha atacaksınız. Ve gece hep yalnız kalacak…>>>>
Adem Dursun - Berlin
AYLA ALGAN'LA SÖYLEŞİ
(Adem Dursun Arşivi)
İstanbul Söyleşi Turu'mun duraklarından biri olan Nişantaşı Valikonağı Caddesi Prof. Dr. Orhan Ersek Sokağı'ndaki ekol drama SANAT EVİ'ndeyim. Berlin'den İstanbul'a gelmeden önce, Ayla Algan-Beklan Algan çiftiyle söyleşi yapmam konusunda İstanbul'da... eden Betül Yılmaz'la sohbet ediyoruz..>>>>
TÜLAY GERMAN
ve zaman tünelinden bir kesit
"Türkiye'de solculuk yasak değil mi?" sorusunu Erdem'e 1962'de soran Tülay, kısa süre sonra TİP konserlerinin değişmez ismi olacaktır: 11 Aralık 1963'te Saray Sineması'ndaki konserde, Aşık İhsani, Aşık Nesimi Çimen, Aşık Ali İzzet, Ruhi Su (Tülay'ın müzik öğretmenidir) ve Tülay German bir aradadır>>>>
ONUNLA BİR GÜN DAHA
(ilk yayını)
O gözünü martılardan alamıyordu. Sanki gökten inmiş bulut gibiydiler, denizin üstünde. Sesleri, bir dalıp bir çıkmaları; ona mutluluğu, coşkuyu anımsatıyordu. Bir an onların birçok aileden oluştuklarını düşündü. Anne baba ve çocuklar.. Bir ziyafetin tadını çıkarıyorlar, dans edip şarkı söylüyorlardı. O da eğlenceleri izleyen davetli gibiydi>>>>
SANATLI ve KANATLI SÖZLER
(alsa yayını)
Sanat: Doğruya, iyiye, güzele koşan at.
Sanat: Monotonluktan kurtarır insanı, duygu ve düşüncelerimize takar kanat./ Sanat: Gözümüze gönlümüze heyecan ve can verir, ruhumuza da tat.../ Sanat: Sevenler onunla eder rahat, sevgisizleri eder mat.
>>>>





















